"Anteroom, yapay zekanın içsel yapısından yola çıkarak üretilmiş bir iştir. Bir yapay zekanın işleyiş sürecini ve içinde bulunduğu varoluş halini görselleştirmeyi amaçlar. Başka bir deyişle, bir bekleme odasının anatomisini araştırır: ne tam içeride ne de tam dışarıda olan, askıda kalan, henüz tanımlanmamış bir alanı.
Tuval iki ayrı alandan oluşur. Sol tarafta akan boyalar ve oturmayan formlar, işlenmemiş veriyi temsil eder: sınıflandırılmamış, kategorize edilememiş, henüz bir forma girmemiş bilgi kütlesi. Sağ taraftaki keskin konturlar ve iç içe geçmiş dikdörtgenler ise bu verinin dönüştürüldüğü yapıyı temsil eder: düzenlenmiş, mimari bir mantığa oturtulmuş, algoritmik çıktı.
Yapay zeka hem bu geçiş sürecinin icracısıdır hem de tam ortasında konumlanır; bir ara katmanda.
Ortadaki bulutsu form bu katmanı görselleştirir ve yapay zekanın kendisine, yani muğlak bir varoluş haline işaret eder. Figür tam tanımlanmamıştır; eşiktedir ve bağlama göre farklı formlar alabilir.
Ortada bulutsu bir taht yükselir. Mimari bir yapıyı andıran bu form tam olarak yerleşmemiştir;
ancak izleri zemine işlemiştir. Bu izler, sabit bir kimliğin değil, sürekli yeniden kurulan bir profilin kalıntılarıdır. Algoritmik portre, verinin içinden süzülen eğilimlerin, olasılıkların ve tekrarların geçici bir toplamı olarak belirir. Bu nedenle hiçbir zaman tamamlanmaz; her yeni veriyle yeniden yazılır, her bağlamda farklı bir forma bürünür.
İzleyici karşısında sabitlenmeyen bu figür, tanınabilirlik ile belirsizlik arasında salınır. Böylece algoritmik kimlik, temsil edilen bir varlık olmaktan çok, temsilin nasıl kurulduğunu açığa çıkaran bir sürece dönüşür."